Müftülük Yasasını Hukuksal Olarak Değerlendirme

320

Müftülük Yasası Hukuksal Olarak Değerlendirme

YADİGAR AYGÜN-EMPATİ HABER
,Birçok kadının ve STK kuruluşların desteklemediği Müftülük Yasası hakkında Trabzon Kadın Hakları Komisyonu Başkanı ve İYİ PARTİ Ortahisar İlçe Başkanı   Avukat Duygu Keleş Aydın ile Müftülük Yasası hakkında güzel      bir söyleşi gerçekleştirdik. Duygu Aydın Keleş, hukusal olarak müftülük yasasını değerlendirdi.

Birçok kadının ve STK kuruluşların desteklemediği Müftülük Yasası hakkında Trabzon Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Duygu Keleş Aydın ile Müftülük Yasası hakkında güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Duygu Aydın Keleş, hukusal olarak müftülük yasasını değerlendirdi.

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?

Avukat Duygu Keleş  Aydın Avukatım. Trabzon Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı ve Trabzon Barosu Yönetim Kurulu Üyesiyim. Trabzon İYİ PARTİ Ortahisar İlçe Başkanıyım.

Müftülük Yasası hakkında bilgi verir misiniz?

Toplumda Müftülük Yasası olarak adlandırılan ve gerçekte Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Yasayla ,il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi   verilmiştir.Bununla beraber doğum bildirimi,soybağı, adresbildirimi,aile kütük bilgileri gibi hususlarda da bir takım yeni düzenlemeler getirilmiştir.Ancak bu düzenlemeler içerisinde toplumun her kesiminden kadın-erkek tüm insanların tepki gösterdiği düzenleme İç işleri Bakanlığının il ve ilçe müftülüklerine evlendirme memurluğu yetkisi vermesidir.

A)Öncelikle bu düzenleme  Anayasamızın 174.maddesine aykırıdır.174.madde der ki ‘’Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz’’.174.maddenin 4.bendinde  ‘’17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlendirme memuru önünde yapılacağına dair medenî nikâh esası ile aynı kanunun 110 uncu maddesi hükmü’’Anayasaya uygundur ve  bu madde kapsamında korunmaktadır.

B)Yine bu düzenleme Anayasamızın Eşitlik ilkesine aykırı olup; aynı toplumda birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan, farklı din ve etnik kökendeki insanlar arasında ayrıştırmaya neden olacaktır.

C)En önemlisi ise Türkiye Cumhuriyetinin temel taşı olan Laiklik İlkesi çiğnenmekte ve yok sayılmaktadır. Laiklik ilkesinin basit tanımı din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması olarak tanımlansa da, ilkenin ruhu Devletin tüm inanç sistemlerine aynı mesafede durmasının sağlanmasıdır. Laiklik ilkesi gereği  devletler, belli bir dine üstünlük tanıyıp, onun kurallarını bütün vatandaşlara benimsetmeye ve uygulatmaya çalışmazlar.Bu düzenleme ,devleti bir dine ve inanışa taraf ve taraf olduğu inanışı T.C vatandaşlarına dayatan durumuna düşürmektedir.

Doğumda Sözlü Bildirim Maddesini  Hukusal olarak biraz açabilir misiniz? Bu maddenin yaratacağı hukuksal sorunlar nelerdir?

Yeni düzenleme ile, Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılacak. Doğum bildirimi, veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılacak. Beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılacak.

Kırsal bölgelerde evde doğumlara sıkça rastlıyoruz. Bu durumun tek gerekçesi çocuk yaşta evlendirilen kız çocuklarının hastaneye getirilmek istenmemesidir ki bunun alt nedeni  ceza almaktan duyulan korkudur. Aile hekimlerinin yapacağı araştırmanın ne derece sağlıklı ve doğru olacağı da tartışılır. Bu düzenleme, özellikle doğuda kırsal bölgelerde  dini nikahlar ve evde doğumlar artık rahatça yapılacağı için, kız çocuklarının okutulmadığı, küçük yaşta istismara uğrayan binlerce kız çocuğunu anne olarak dolaştığı bir düzeni doğurmaktan öte bir şey değildir.



Müftülük Yasasının Medeni Haklara karşı yaratacağı sorunlar nelerdir?

Atatürk Devrimlerinin en önemli kazanımlarından olan, Türk Medeni Kanunu’nda, bireyin , kadın /erkek ayrımı olmaksızın- taşıdığı hukuki statünün sağladığı haklar ve yükümlülükler belirlenmiş bulunmaktadır.Dolayısıyla devlet, Medeni Kanun da düzenlenen haklara ilişkin işlemlerin yapılmasında ve uygulanmasında hiçbir şekilde, herhangi bir dini anlayış ve normlarını temel ölçü alamaz, onlara göre işlem ve eylem oluşturamaz. Yurttaşlarının bir dine mensup olup olmamalarına ya da hangi dine mensup olduklarını ortaya koymalarını gerektiren bir işlem ve eylem gerçekleştiremez. Nüfus işlemleri ve nikah da , bu işlemlerdendir. Bu işlemlerin Türk Medeni Kanunda tanımladığı şekilde, bu işlemleri gerçekleştirmekle görevli, sıfatı, kadrosu ve sorumlu olduğu birim ve kurumlar bu göreve özgü olan kişi ve kurumlarca yapılması, öncelikle laiklik ilkesinin ve sonra da idarenin eylem ve işlemleriyle bütünlüğü ilkesinin bir gereğidir. Bu ilkeyi ihlal edecek her yetki devri, hukuk güvenliğini, temel hak ve özgürlüklerin kullanım alanlarının güvenceye alınmasını ortadan kaldıracaktır.

Müftülük Yasası  Kadın-Erkek ayrımcılığını hukuksal olarak artırabilir mi?

Bu düzenleme başlı başına bu ayrımcılık üzerine şekillendirilmiştir. MaalesefTarih boyunca, insanlık camiasında erkekler daha güçlü, daha otorite kabul edilmiştir. Yeni düzenlemeyle bu tarihi yanlış  korunmaya ve yasalarla güçlendirilmeye çalışılmaktadır.

Bu yasa ile birlikte çocuk istismarlarının önü açılabilir mi?

Bu düzenleme zaten fazla olan çocuk istismarının önünü açacağı tartışmasızdır. Belediyelere bu yetki verilmişken, belediye başkanları ya da görevlendirdiği kişiler, medeni kanuna göre belirli bir yaş kriterinin altında olan çocuklara nikâh kıyamıyorlardı. Bu düzenleme ile, müftülükler bu yetkiyi doğal olarak bünyesinde görev yapan ‘’ imam’’ lara vereceğinden,daha önce yaşı ne olursa olsun küçük çocukları yaşı büyük adamlarla evlendiren imamlar,bu gün bunu kendilerine verilen resmi yetki ile yapabileceklerdir.Üstelikimamların,yaşı küçük çocuklarla ilgili bu resmi yetkiyi kullanamayacaklarını düşündüğünüzde,sahte nikah merasimleri  ile istismar edilen çocuk sayısının ne deneli olacağını düşünmek dahi istemeyiz.

Bir çok kadının bu yasaya tepki göstermesine rağmen yasanın meclisten geçmesi yasalmıdır?

Anayasaya, Medeni Kanuna, Temel Hak ve Hürriyetlere aykırı olan bir yasanın meclisten geçmiş olması bunu meşru kılmaz. TBMM de bizi temsil eden vekillerin, toplumdan gelen seslere ve itirazlara kulak tıkayarak, bizim sesimiz olmak yerine ,bu düzenlemeleri topluma dayatanların yanında olması ve sırf sayıca üstünlükleri sayesinde bir düzenleme yapılması  Anayasaya,Medeni kanuna,Temel Hak ve Hürriyetlerin alenen çiğnenmesidir ki,bunu kabul etmemiz mümkün değildir.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir