TTB: Kötülüğünüzün Farkındayız İyi Hekimlikten Asla Vazgeçmeyeceğiz!

100

YADİGAR AYGÜN-EMPATİ HABER
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi’nin 24 Ocak 2018 tarihinde yaptığı “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklama sonrası Sağlık Bakanlığı’nın, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey üyelerinin Sağlık Bakanlığı’ndaki görevlerinden uzaklaştırmalarına dönük soruşturmaları hız kazandı.TTB Merkez Konseyi tarafından konu ile ilgili 02 Ağustos 2018 tarihinde TTB’inde basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısına TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz, TTB Merkez Konsey Üyeleri Prof. Dr. Gülriz Erişgen, Dr. Selma Güngör ve Dr. Yaşar Ulutaş katıldı.TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Sinan Adıyaman basın toplantısında, Sağlık Bakanlığı’nın, TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz’ı “Devlet Memurluğundan Çıkarma”, TTB MK üyeleri Dr. Selma Güngör ve Dr. Yaşar Ulutaş’ı “Devlet Memurluğundan Çıkarmak” için aile hekimliği sözleşmelerini sonlandırmaya başladığı bilgisini verdi.

Prof. Dr. Sinan Adıyaman, “ TTB’nin ‘Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur’ konulu açıklaması, tüm politik karar ve ideolojilerden bağımsız olarak, dünyada ve ülkemizde sağlığı tehdit eden bütün durumların ortadan kaldırılması talebini içermektedir. Yine incelemeye konu edilen açıklamamız, belirli bir zaman ve yerdeki değil bütün çatışma ortamlarının halk sağlığına olumsuz etkilerine dikkat çeken akademik çalışmalarla da kanıtları ortaya konmuş evrensel bir bilgiyi içermektedir. Bu nedenlerle ortada Devlet memurluğundan çıkartılmayı gerektirecek bir durum olmadığı gibi yapılan açıklama hekimliğin ve onun meslek kuruluşu olan Türk Tabipleri Birliği’nin amaçlarına tam olarak uygundur” diye konuştu.

24 Ocak 2018 tarihinde Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi tarafından yapılan “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklamadan sonra dönemin Merkez Konsey üyeleri gözaltına alınmış ve 7 günlük gözaltı sürecinden sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmışlardı.

Bu süreçte bir yandan Savcılık soruşturması sürerken aynı zamanda, Sağlık Bakanlığı’nın dönemin TTB Merkez Konsey üyelerinin üyeliklerinin düşürülmesine yönelik davası ve aynı zamanda Sağlık Bakanlığı’na bağlı kurumlarda çalışan Merkez Konsey üyelerinin memuriyetten atılmalarını talep eden soruşturmaları başlamıştı.

Aradan yaklaşık 6 ay geçmesine rağmen dönemin TTB Merkez Konsey üyelerine yönelik hali hazırda bir dava dosyası hazırlanıp dava açılmamıştır.
Sağlık Bakanlığı’nın, TTB Merkez Konseyi’nin görevden alınması için Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı dava 29 Haziran 2018 tarihinde karara bağlanmış ve Türk Tabipleri Birliği’nin amaca aykırı davranıştan Merkez Konsey üyelerinin üyeliklerinin düşürülmesi talebi, Merkez Konsey seçimlerinin bu arada yenilenmiş olması sebebiyle dava konusuz kaldığı için reddedilmiştir.

Ancak tüm bu yasal süreçlere rağmen Sağlık Bakanlığı tarafından Şubat ayında başlatılan soruşturmalar Haziran seçimleri sonrasında hızlandırılmıştır. Yargı kararlarının beklenmesine bile gerek duyulmadan TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz’ı “Devlet Memurluğundan Çıkarma”, TTB MK üyeleri Dr. Selma Güngör ve Dr. Yaşar Ulutaş’ı “Devlet Memurluğundan Çıkarmak” için aile hekimliği sözleşmeleri sonlandırılmaya başlanmıştır.

Gelinen aşamada TTB Genel Sekreteri Dr. Bülent Nazım Yılmaz memurluktan atılma talebiyle Sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’na 11.07.2018 tarihinde sevk edilmiş, TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Selma Güngör’ün aile hekimliği sözleşmesi de 01.08.2018 tarihinde feshedilmiştir. Aynı taleplerle TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Yaşar Ulutaş hakkındaki soruşturma ise sürmektedir.

Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan soruşturma raporunda, TTB Merkez Konsey üyelerinin şu nedenlerle memuriyetten atılmaları istenmektedir;

“Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklama ile

-Anayasa’nın 135. Maddesi ve 6023 Sayılı TTB Kanunu’nun 3.Maddesinde yer alan amaç dışı faaliyet yürütmek,

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tahkir ve tezyif etmek,

– Türk Tabipleri Birliği içinde huzur ve sükunun bozulmasına sebebiyet vermek.

Yukarıda sözü edilen gerekçelerin bir kısmına dayanarak gözaltına alınan TTB Merkez Konsey üyelerinin haklarında henüz dava bile açılmamışken, Sağlık Bakanlığı’nın bu yetki aşımını ve yetkisini kötüye kullanımını anlamak mümkün değildir.

Türk Tabipleri Birliği Merkez Konsey üyelerinin meslek kuruluşunda yürüttükleri görevleri, Devlet memuru olarak yürüttükleri görevlerinden bağımsızdır. Bu durum Anayasa’nın 135. Maddesi ile 25, 26, 27 ve 33. Maddeleri başta olmak üzere Anayasa’da düzenlenen demokratik hakların bir sonucudur. Nitekim geçmişte de TTB Merkez Konsey üyelerine yöneltilen idari işlemlere yönelik mahkemeler iptal kararları vermiş ve Sağlık Bakanlığı haksız bulunmuştur.

Soruşturmayı yürüten Sağlık Bakanlığı Başdenetçilerinin düşüncelerinin aksine bir hekim meslek örgütü olarak “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” açıklaması, tüm politik karar ve ideolojilerden bağımsız olarak, dünyada ve ülkemizde sağlığı tehdit eden bütün durumların ortadan kaldırılması talebini içermektedir. Yine incelemeye konu edilen açıklamamız, belirli bir zaman ve yerdeki değil bütün çatışma ortamlarının halk sağlığına olumsuz etkilerine dikkat çeken akademik çalışmalarla da kanıtları ortaya konmuş evrensel bir bilgiyi içermektedir.

Bu nedenlerle ortada Devlet memurluğundan çıkartılmayı gerektirecek bir durum olmadığı gibi yapılan açıklama hekimliğin ve onun meslek kuruluşu olan Türk Tabipleri Birliği’nin amaçlarına tam olarak uygundur.

Öte yandan Türk Tabipleri Birliği bünyesinde huzur ve sükunun bozulmasına sebebiyet verme suçlaması 12 Haziran 2018 TTB seçimleriyle boşa düşmüştür. TTB Merkez Konsey bu seçimlerde delegelerin büyük bir çoğunluğunun oyuyla seçimleri yeniden kazanmıştır.

Sonuç olarak Sağlık Bakanlığı bu soruşturmalarla kendini yargının yerine koymakta ve yargının kararını bekleme sabrını gösterememektedir.

Türk Tabipleri Birliği, asırlardır insanlık değerlerinin birikiminden süzülerek gelmiş hekimlik değerlerinin yılmaz savunucusudur. Bu nedenledir ki yıllardır yapılan onca baskıya ve kötülüğe rağmen güçlenerek varlığını sürdürmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nı, hiçbir hukuksal ve idari uygulamaya sığmayan anlayışınızdan vazgeçmeye, yetkilerinizi kötüye kullanma anlamına gelen bu soruşturma ve görevden alma işlemlerini sonlandırmaya ve evrensel insanlık değerlerini hatırlamaya davet ediyoruz.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir