Hava Kirliliği En Fazla Solunumu Etkiliyor

106

YADİGAR AYGÜN-EMPATİ HABER
Çevre, İnsan veya başka bir canlının yaşamı boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Hava, su, toprak çevrenin fiziksel unsurlarını; insanlar, hayvanlar, bakteri ve mantarlar ise çevrenin biyolojik unsurlarını oluşturuyor. Doğadaki canlıların kendi aralarındaki ve fiziksel çevreyle olan ilişkileri, canlıların sağlıklı gelişmesine imkân veriyorsa, doğal denge sağlanıyor demektir. Aksine bir durum ise, bu dengenin bozulduğunu gösteriyor. Hava kirliliği, canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyen ve havadaki yabancı maddelerin, normalin üzerinde miktar ve yoğunluğa ulaşmasıdır. Bir başka deyişle hava kirliliği; havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki yabancı maddelerin insan sağlığına, canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktar, yoğunluk ve uzun sürede atmosferde bulunmasıdır. İnsanların çeşitli faaliyetleri sonucu meydana gelen üretim ve tüketim aktiviteleri sırasında ortaya çıkan atıklarla hava tabakası kirlenerek, yeryüzündeki canlı hayatını olumsuz yönde etkiliyor.
Atmosferde bulunan gazlar temelde üç ana gruptan oluşuyor; atmosferde devamlı bulunan ve çok fazla değişemeyen Azot, Oksijen, Asal gazlar bunların ilkidir. İkincisi ise atmosferde devamlı olan ve oranı sürekli değişen karbondioksit, su buharı ve ozon gazıdır. Üçüncüsü ise atmosferde devamlı olmayan karbon mono oksit gibi kirletici tüm gaz tipleridir. Hava gezegenimizi saran ve bizi koruyan atmosferi oluşturan birçok gazın birleşimidir, havanın %78,09’u Azot, %20,95’i Oksijen, %0,93’ü Argon ve %0,04’ü karbondioksittir. Ayrıca deniz seviyesinde hava %1 su buharı içeriyor, bu oran genel atmosfere bakıldığında ise %0,4’tür. Doğada tüm canlıların hayatta kalabilmesi için yukarıda bahsedilen oranlar çok önemlidir ve bu oranlarda yaşanan değişiklikler canlıların yaşamlarını kötü yönde etkiliyor, işte buna Hava Kirliliği deniliyor. Havada bulunan bu gazların oranını değiştiren ise ağırlıklı olarak Tozlar, Kimyasal gazlar (zehirli gazlar) ve Biyolojik moleküllerdir. Bu zararlı gazlar çoğunlukla ağır sanayi tipi üretim, termik santraller, kömür santralleri, nükleer tesisler, petrol ve petrokimyasal maddelerin üretimi sırasında açığa çıkıyor.
Hava Kirliliğinin sebepleri:
Hava kirliliği insanlar ateşi bulduğunda başlıyor ve endüstrileşmenin başlaması ile hızla ilerliyor. Nüfus artışı, kentleşme, endüstrileşme ve her türlü tüketimin artması hava kirliliğinin artışında çok önemli olduğu biliniyor.
Başlıca hava kirliliği nedenleri arasında;
Yakıtların yanma ürünleri,
Yanlış yakma teknikleri,
Sanayi tesislerinden havaya atılan gazlar ve duman,
Motorlu taşıtların egzozlarından çıkan fosil yakıtların yanma ürünleri,
Atıkları yok etme amacı ile yapılan yakma işlemine bağlı olarak ortaya çıkan duman ve gazlar,
Savaşlar sırasında bilinçli olarak yaratılan hava kirliliği, meteorolojik koşullar.
Kaynaklarına Göre Hava Kirliliği Çeşitleri
Hava kirliliğini meydana getiren nedenleri kaynaklarına göre üçe ayırabiliriz;
1. Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği
Isınma amaçlı, düşük kalorili ve kükürt oranı yüksek kömürlerin yaygın olarak kullanılması ve yanlış yakma tekniklerinin uygulanması hava kirliliğine yol açıyor
2. Motorlu taşıtlardan kaynaklanan hava kirliliği
Nüfus artışı ve gelir düzeyinin yükselmesine paralel olarak, sayısı hızla artan motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazları, hava kirliliğinde önemli bir faktör oluşturmaktadır. Buna önlem alınması için egzoz filtresinin sık sık kontrol edilmesi gerekiyor.
3. Sanayiden kaynaklanan hava kirliliği
Sanayi tesislerinin kuruluşunda yanlış yer seçimi, çevrenin korunması açısından gerekli tedbirlerin alınmaması örneğin: baca filtresi, arıtma tesisi olmaması, uygun teknolojilerin kullanılmaması, enerji üreten yakma ünitelerinde vasıfsız ve yüksek kükürtlü yakıtların kullanılması, hava kirliliğine sebep olan etkenlerin başında geliyor.
Hava kirliliğine karşı alınacak önlemler şu şekilde sıralanıyor
-Yakıt tasarrufu yapılmalıyız. Ne kadar az yakıt tüketirsek, o kadar hava az kirleniyor. Örneğin; sobamızı 10 saat yakacağımıza, 8 saat yaktığımızda 2 saat tasarruf etmiş oluyoruz veya 80 derecede kaloriferi çalıştıracağımıza, 70 derecede çalıştırdığımızda 10 derecelik bir yakıt tasarruf sağlamış oluyoruz.
-Temiz yakıt kullanmalıyız. Yakıtlar içinde en temiz yakıt doğal gazdır.
-Yakıtlar soba ve kaloriferlerde tekniğine uygun yakılması gerekiyor.
-Binalarda ve evlerimizde ısı yalıtımı ve ısı izolâsyonu mutlaka olması gerekiyor
-Kalorifer ateşçileri yaygın bir şekilde eğitilmeli, ehliyeti olmayan ateşçiler kalorifer kazan dairelerinde çalıştırılmaması gerekiyor.
-Kalorifer ve soba bacaları her sezon başında mutlaka temizlenmesi gerekiyor.
-Kaloriferler yanarken kalorifer dairesinin havalandırma penceresi açık tutulmaması gerekiyor.
-Valilik tarafından Uyarı Kademelerine ilişkin karar alındığında, Uyarı Kademelerindeki önlemlere uyulması gerekiyor
Taşıtların kirletici etkilerini azaltmak için;
– Bakım onarım ve temizlikleri zamanında ve gerektiği şekilde yapılmalı,
– Temiz yakıt kullanımına özen gösterilmeli,
– Araçların muayenelerinin periyodik olarak yapılması sağlanmalı,
– Araç kapasitelerinin üzerinde yolcu ve yük taşınmamalı,
– Trafik kurallarına uyulmalı,
– Toplu taşımaya önem verilmeli
Ayrıca toplu taşımacılıkta doğal gaz veya elektrik ile çalışan motorlu araçlar kullanılması gerekiyor. İşyerleri, fabrikalar çevreyi kirletmemek için gerekli önlemleri alması gerekiyor. Özellikle kimyasal üretim, petrol üretimi, Petro kimyasallar maddelerin üretiminde alınması gereken mutlak tedbirlerin alınması ve uygulanması ile uygulamaların sürekli denetlenmesi gerekiyor. Sanayi bölgelerinin şehirlerden uzak yerlere kurulması gerekiyor. Şehir yakınında kurulan küçük organize sanayi bölgelerinin mümkünse şehrin dışına taşınması değilse alt yapısının sağlamlaştırılması ve denetlenmesi şarttır. Uzmanlar Yüksek radyasyon üreten santrallerin, radyoaktif kimyasal atık üreten ve havaya salan fabrikaların zararlarını minimize edecek sistemlerin kurulması şarttır diyor. Aslında işin odağı enerji kaynağı üretimi ise güneş enerjisinden, rüzgâr gücünden, yeryüzündeki su kaynaklarından ve mikrobiyolojik canlılardan daha fazla yararlanmanın yolarını aramak üzere yapılan araştırma ve geliştirme çalışmalarına ülkelerin daha fazla yatırım yapması gerekiyor. Çevre yeşillendirme çalışmaları ve özellikle kentlerde yeşil alanların çoğaltılması gerekiyor.

Hava kirliliği en fazla solunumu etkiliyor.

Konut ve sanayi kuruluşlarının bacalarından ve taşıtların egzozlarından çıkan is, duman, karbon, kükürt, azot oksitleri, hidrojen sülfür ve doymamış hidrokarbonlar gibi kimyasal maddeler havaya karışarak doğrudan doğruya solunum sistemi üzerine etkili olmakta ve bronşları tahriş ederek sonuçta kronik bronşit, aşırı nefes darlığı ve akciğer hastalıklarına yol açıyor. Ayrıca gözlerde yanma ve yorgunluk hissine de neden oluyor. Alerjisi olanlarda alerji belirtilerinin artması gözlemleniyor. Astım ya da kronik akciğer hastalığı olanlarda havanın kirli olduğu dönemlerde hastalık belirtileri artıyor. Bronşiti olan kişilerde öksürük artıyor. Özellikle çocuklar, yaşlılar gibi duyarlı gruplarda ani başlangıcı olan üst ve alt solunum yollarındaki iltihabi hastalıkların artmasına neden oluyor. Kalp damar sistemine özellikle karbon monoksitin doğrudan etkisi vardır. Kalp kasının oksijenlenmesini azaltmakta ve damar sertliğine neden oluyor. Kalp hastalığı olanlarda bu etkiler daha fazla görülüyor. Akciğer ve kalp hastalığı olanlarda hava kirliliğine bağlı ölüm riski daha fazla olduğu biliniyor. Bazı organik kirleticiler uzun süreli etkilerine bağlı olarak akciğer kanserine neden olabiliyor.
Hava kirliliğinde bizlere de görevler düşüyor
Çevre ve hava kirliliği konusunda bilinçli olmamız gerekiyor. Bizler bu konuda ne kadar bilinçli olursak; havası, suyu, toprağı ile daha temiz, daha güzel, daha yaşanır ve daha yeşil bir Türkiye, daha yeşil bir dünya mücadelesinde o kadar başarı şansımız artıyor. Çöp ve atık maddeleri bahçe, sokak ve caddelerde yakmamamız gerekiyor. Unutmamalıyız ki, hava kirliliği en çok hastaları, yaşlıları ve çocukları etkiliyor.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir