Neden Saldırganız?

154

YADİGAR AYGÜN-EMPATİ HABER

Saldırganık Kavramı ”Diğer bir canlıya veya nesneye yönelik itici ve rahatsız edici davranışlar”olarak tanımlanmaktadır.Saldırganlık kavramın tam olarak net bir tanımı yoktur.”Hangi davranışların saldırgan olarak değerlendirilmesi üzerine tamamen anlaşılmış bir yanıt yoktur.Saldırganlık  başkalarını bir şekilde incitmeyi amaçlayan hertürlü davranış ve eylemdir.”şeklinde tanımlamak daha doğru bir tanımdır.

 Bu zarar verme şekli sözel, fiziksel ya da psikolojik olarak yapılabiliyor. Kişinin içinde bulunduğu psikolojik duruma ya da çevre koşullarına bağlı olarak olabildiği gibi çeşitleri nedenleri bulunuyor. Zarar verilen kişide olumsuz sonuçlar bırakan saldırganlığın birçok çeşidi bulunuyor.

Saldırganlığın Sebebleri

Alkol ve madde kullanımının zararlı etkileri

Beyin zedelenmesini etkileyen kazalar

Beyni etkileyen hastalıklar

Sara,bunama,beyinsel hastalıklar

Psikiyatrik hastalıklar

Saldırganlığı tetikleyen etkenler

Erkek olma

Yoksulluk ve eğitimsizlik

Çoçuklukta şiddete maruz kalma

Evebeynin saldırgan tavırları

14-24 yaş aralığı

Aile ve çevrenin yetersiz oluşu

Eğitim seviyesinin düşük olması

Madde kullanımı

Saldırganlık Kuramları

Saldırganlık eğilimi üzerinde 4 temel teori ortaya atılmıştır.

1.İÇGÜDÜSEL YAKLAŞIM

Saldırganlık kuramlarınından içgüdüsel yaklaşımı savunan en ünlü psikanalizciler Freud ve Lorenz’dir.Bu iki psikanalizci tamamen zıt görşe sahipler.Lorenz’e göre saldırganlık güsü yaşama hizmet ederken Freud’ta ise tamamen Ölümün hizmetinde oldugunu ileri sürmüştür.Freud’a göre saldırganlik davranışı  insanın ve hayvan doğasının doğuştan gelen,genetik kökenli bir içgüdünün  dışavurumu olarak görüyor.

Bu kuram bireyin davranışı iki temel içdiden kaynaklandiğini belirtiyor.Yaşam İçgüdüsü(ethos),Ölüm içgüdüsü(thatonos) Eros kişileri haz aramaya ve isteklerinin gerçekleştirmeye yöneltirken Thatonos ise;benlik yıkımına yöneltiyor.Bu kurama göre saldırganlık insan doğasının kaçınılmaz bir parçasıdır ve bireyin kontrolü dışında olduğunu söylüyor.

2) KATARSİS KURAMI (BOŞALMA)

Saldırganlık duygularının boşalımına katarsis (boşalma) deniliyor.

Saldırganlık dürtülerinin saldırganlığın açığa vurulması ya da boşaltılması ile azaltılabileceği kuramıdır. Birçok psikoterapist hastalarının anlatamadıkları duygularını anlatmaları için onlara cesaret vermekte ve böylece onların duygusal coşkuları serbest kalarak rahatlamaların neden oluyor. Eğer insan saldırgan duygular içersinde ise bu duygularını saldırgan davranışta bulunarak boşaltabiliyorsa, saldırgan davranışta bulunma eğilimi azalıyor.

Katarsis teorisine göre 2 tür katarsis yaşanıyor.

o             Duygusal Katarsis: Uyarılmışlık ve öfkede bir azalma olmasıdır.

o             Davranışsal Katarsis: Saldırgan olmaya karşı azalan eğilim yaşanmasıdır. (Keskin, 1998).

Saldırganlığın katarsis ile ilgili 3 sonucu bulunuyor;

o             Kızgın kişilerin fizyolojik rahatlaması saldırgan davranışlar ile azalırken, gevşeme saldırgan olmayan eylem ile ortaya çıkabiliyor.

oo          Saldırgan duygular ile yüklü bir bireyin gerçekleştirmek istediği saldırgan davranış, başka bir birey tarafından gerçekleştirilirse saldırganlıkta azalma oluyor.

ooo        Saldırgan eylemleri izlemek, kızgın kişilerde saldırganlığı artırıyor (Keskin, 1998 s).

3) ENGELLEME – SALDIRGANLIK MODELİ

Saldırganlığı içgüdü kuramından farklı bir biçimde açıklayan engelleme-saldırganlık modelinde ise, saldırganlık bir dürtü olarak görülüyor. Bir içgüdünün tersine, dürtü her zaman varolan, sürekli artan bir enerji kaynağı değildir. Bu enerji modeline göre, kişi saldırgan davranmaya güdüleniyor, ancak bu güdülenme doğuştan faktörlerle değil, engellenmenin yarattığı bir dürtüden kaynaklanıyor. Engelleme, kişinin amaca yönelik davranışının dışsal olarak bloke edilmesi demektir. Engellenme, bireyin dış çevre-sinden gelebileceği gibi, iç dünyasında yaşadığı çatışmalar sonucu da meydana gelebiliyor . Engellenmenin dozu veya amacı gerçekleştirme isteğinin gücü, saldırganlık eğiliminin gücünü de belirlerken, sonuçta karşılaşılacak olan cezanın büyüklüğü, doğrudan saldırganlığı azaltıyor. (Dollard vd., 1988: 247)

4) SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

En kabul gören saldırganlık kuramlarından biriside; Albert Bandura nın öncülüğünü ettiği sosyal öğrenme yaklaşımıdır.

Bu yaklaşıma göre; kişiyi saldırganlığa iten güçler içsel olmaktan daha çok dışsaldır. Bu kuramın dışsal etkenlere daha büyük önem verse de, kişiyi yalnız çevre etkenlerine (ödüller, cezalar) tepki veren güçsüz bir organizma olarak görmüyor. Bu kurama göre, çevre – kişi arasında çift yönlü bir etkileşim söz konusudur. Hem çevre etkenleri davranışları şekillendirip etkiler, hem de çevre davranışlarından etkileniyor (Tiryaki, 2002 s.115)

Öğrenmenin saldırganlığın türü ve miktarı üzerinde önemli etkisi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu kurama göre çocuklar, saldırgan davranışları gözlem ve taklit yoluyla öğreniyor. Saldırganca tepkilerin ödüllerle pekiştirilmesi ise, saldırganlığın güçlü bir alışkanlığa dönüşme-sine neden oluyor. Ödüllendirilme dışardan olduğu gibi, bireyin kendi içinde duyduğu bir doyum ve gerilimden kurtulma duygusu da olabiliyor. (Köksal, 1992: 36)




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir